29 Mart 2010 Pazartesi

STURM ABTEILUNG YA DA "KAHVERENGİ HOMOSEKSÜELLER"


En ünlü Freikorps liderlerinden biri Gerhard Rossbach'tı. Ve Rossbach aktif bir homoseksüeldi. Kendi birliklerindeki askerlerle sık sık ilişkiye girerdi. Bunların arasından özellikle de Teğmen Edmund Heines ile çok yakındı. Ancak Heines, bir süre sonra çok daha ünlü birisinin "yakını" oldu: Ernst Roehm.

Roehm, Nazi partisinin kurulmasında ve gelişmesinde en büyük role sahip olan ilk iki kişiden biriydi; ötekisi ise Adolf Hitler'di. Sert, acımasız, disiplinli bir görüntü çizen ve büyük bir örgütleme yeteneğine sahip olan Roehm, ilk başından beri Nazi hareketinin para-militer örgütlenmesini üstlendi. 1920'lerin başında kurulan Sturm Abteilung (Yıldırım Kıtaları) adıyla kurulan ve SA'lar olarak anılmaya başlanan örgütü kurdu. SA'lar, Naziler'in iktidara yürüyüşündeki en önemli etkendi belki de; tüm siyasi rakipler SA'lar tarafından düzenlenen kanlı saldırılarla pasifize edildiler.

Nazi Almanya'sının tarihi konusunda tartışmasız en önemli uzmanlardan biri olan William Shirer, The Rise and Fall of the Third Reich (III. Reich'ın Yükseliş ve Çöküşü) adlı ünlü kitabında, Roehm'ü şöyle tanımlar: "fıçı gibi bir bir cüsseye, kalı bir enseye, büyük gözlere ve yara iziyle işaretlenmiş bir yüze sahip olan profesyonel bir askerdi... ve erken Nazi liderlerinin çoğu gibi, o da bir homoseksüeldi."

Roehm "gay bar"larda sık sık boy gösterirdi, sadece homoseksüellerin gittiği özel hamamlara da çok rağbet ederdi. SA'ları kurarken de homoseksüelleri seçmek için özel bir özen gösterdi. Harekete katılanların çoğu, homoseksüelliklerine az önce değindiğimiz "Weimar Cumhuriyeti'nin ilk günlerinde solculara karşı çarpışan eski askerlerin oluşturduğu silahlı çapulcu grupları"ndan yani Freikorps saflarından geliyordu.Nitekim SA'ların ilk toplantılarını yaptıkları merkez de, Münih'teki ünlü bir "gay bar" olan Bratwurstglock'tu. Nazi Partisi'nin ilk toplantılarının bazıları da yine burada düzenlenmişti.

SA'lar, Alman faşizmine ilham veren "maskülen homoseksüel"lerin en ideal örneklerini oluşturuyorlardı. Tarihçi Fuchs'a göre, "bu ordu benzeri örgütün en önemli fonksyonu Naziler'in siyasi rakiplerine karşı terör uygulamaktı, ve Hitler, bu işin en iyi homoseksüeller tarafından gerçekleştirildiğine inanıyordu." Hitler gerçekten de onlara çok güveniyordu, Mein Kampf (Kavgam)da, SA'ların "başarılı" bir saldırısını şöyle anlatmıştı:
Hofbrauhaus'un lobisine girdiğimde saat sekize çeyrek vardı. Ve sabotaj hakkında artık hiçbir kararsızlık yaşamıyordum... Salon çok kalabalıktı... kapıları yavaşça kapattım ve sonra da adamlarıma hazır olmaları emrini verdim. Kırkbeş ya da kırkaltı kişiydiler... Saldırı Bölümü'ndendiler, o günden sonra ise SA'lar olarak bilineceklerdi. Ve saldırıya başladılar. Sekiz ya da on kişilik kurt sürüleri gibi, düşmanların üzerine saldırdılar, sonra bir daha, bir daha... Beş dakika içinde her yer kanla dolmuştu. Bunlar gerçek birer erkekti ve onlara minnettardım.

SA'lar saldırı kadar işkencede de uzmandılar. Berlin'deki SA karargahı Hedemannstrasse'nın dördüncü katında gizli bir SA işkence odası bulunuyordu. Bir süre sonra burası polis tarafından keşfedilmiş ve içerdekiler kurtarılmışlardı. İçeriye girenlerin biri, ortamı şöyle anlatıyordu:
Bulduğumuzda kurbanlar açlıktan yarı ölmüş durumdaydılar. İtiraf ettirmek için günlerce dar dolaplarda tutuluyorlardı, "sorguya çekme, ya dövmekten ya da demir sopalarla ve kırbaçlarla aşağılanmaktan ibaretti" dedi bize. Bu yaşayan iskeletlerin bazıları pis kamışlar üzerinde iltihaplı yaralarıyla yan yana yatıyorlardı.

Homoseksüel yazar Rowse, SA'ları şöyle anlatır: "Onlarınki, homoseksüelliğin çok maskülen bir şekliydi. Erkek bir dünyada yaşıyorlardı, kadın yoktu hiç. Tüm dünyaları kamplardan, çatışmalardan ve güç gösterilerinden ibaretti. Ve birbirleri ile rahatlıyorlardı."

SA'lar, giydikleri kahverengi üniformalar nedeniyle "Kahverengi Gömlekliler" olarak da anılıyorlardı. Ancak aralarındaki ilişkiler ortaya çıktıkça, siyasi rakipleri onları "Kahverengi Homoseksüller" olarak tanımlamaya başladılar. Sosyal Demokrat ya da Komünist gazeteler, SA'ların ve özellikle de liderleri Ernst Roehm'ün homoseksüelliğini aleyhte propaganda malzemesi olarak kullanmaya başladılar. Bunun üzerine Hitler, Roehm'ün bir süre ortalıktan yok olmasına karar verdi; SA lideri 1925'te Bolivya'ya gitti ve "ortalık sakinleşinceye kadar" üç yıl orada kaldı.
SA lideri Roehm, homoseksüelliğe felsefi bir temel kazandırmaya da çalışıyordu. Tarihci Snyder'e göre, "homoseksüelliğin en erdemli insan davranışı olarak kabul edileceği bir sosyal düzen tasarlıyordu... bu nedenle homoseksüelliğini zaman zaman açık açık belirtmekten çekinmez, (SA'daki) diğer homoseksüel dostlarına da aynı şeyi yapmalarını tavsiye ederdi."

Peki acaba kendisine en büyük dava arkadaşı olarak Roehm gibi açık bir homoseksüeli seçen ve SA gibi en önemli örgütlenmesini de homoseksüellerle dolduran Hitler'in pozisyonu neydi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder