29 Mart 2010 Pazartesi

NAZİ ELİTİNİN SAPKIN CİNSEL EĞİLİMLERİ


Amerikalı tarihçi Richard Grunberger, The 12 Year Reich: A Social History of Nazi Germany adlı kitabında 1936 yılında Nazi partisinin önde gelenlerinin çoğunun katıldığı bir kutlama törenini anlatır. Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'in konuşmasıyla başlayan partinin özelliği ise, sonunda bir "orji"ye dönüşmesidir. Grunberg şöyle yazar:
Goebbels'in konuşma yaptığı alana bir süre sonra ellerinde meşaleler taşıyan genç oğlanlar girdiler. Dizlere kadar uzanan beyaz dar pantalonlar, kollarında danteller bulunan beyaz saten gömlekler giymişler, kafalarına da rokoko tarzı lüleli peruklar takmışlardı... Bir süre sonra Nazi kodamanları bu görüntüden o denli etkilendiler ki, törenin gidişatına hiç aldırış etmeden peruklu oğlanların üzerlerine atladılar. Çoğu tuttukları oğlanlarla birlikte otların arasına daldı. Masalar devrildi, meşaleler söndü. Kargaşada bir Nazi subayı kendisine seçtiği oğlanla birlikte suya düştü ve boğulmaktan zar zor kurtarıldı.

Muhtemelen Goebbels'in de katıldığı ve homoseksüel seks partisine dönen bu tören, Nazi kurmaylarının cinsel yaşamlarının doğal bir parçasıydı aslında. Önde gelen Nazilerin neredeyse tümü, ya açıkça homoseksüeldiler ya da homoseksüel olduklarına dair önemli mesajlar veriyorlardı.

Örneğin hareketin ilk yıllarından itibaren çoğu kez Hitler'den sonra ikinci adam olarak görülen Hava Kuvvetleri Komutanı Herman Goering, "tırnaklarını boyamayı ve yanaklarına allık sürmeyi çok seviyordu".

1941 yılında İngiltere'ye yaptığı "barış uçuşu"na dek Nazi elitinin en önemli beş-altı isminden biri olan Rudolf Hess ise ünlü bir homoseksüeldi; Berlin'in homoseksüel barlarında "Matmazel Anna" (Fraulein Anna) olarak anılırdı.

Ayrıca; Hitler Jugend (Hitler Gençliği) örgütünün lideri olan Baldur von Schirach açık bir biseksüeldi. Hitler'in yaveri Wilhelm Bruckner'in de biseksüel olduğu söyleniyordu. Reich'ın Maliye Bakanı Walther Funk ise "adı çıkmış bir homoseksüel ya da Hjalmar Schacht'ın ifadesine göre "bir homoseksüel ve alkolik"ti.Hitler'in Kara Kuvvetleri Komutanı Freiherr Werner von Fritsch homoseksüel ilişki sırasında yakalanmış ve Askeri Mahkemede yargılanmış, ancak "üstten" gelen bir emirle suçsuz bulunmuştu.

Tüm bu isimlerin hepsinden daha önemli bir konuma sahip olan, Hitler'den sonra Almanya'nın ikinci en güçlü adamı sayılan SS Şefi "Reichsführer" Heinrich Himmler de -Naziler arasındaki en heteroseksüel kişi olarak bilinmesine rağmen- sapkın cinsel eğilimlere sahipti. Hitler'in özel film yapımcısı olan Walter Frenz, Nazi elitiyle birlikte Doğu cephesine yaptığı bir gezide, "Himmler'in erkek çocuklara olan cinsel ilgisine dair çok belirgin kareler" yakalamıştı.
Himmler'in sağ kolu sayılan ve Ari ırkın en saf ve eksiksiz temsilcisi olarak görülen Gestapo şefi Reinhard Heydrich de aynı sapkınlığı paylaşıyordu. Heydrich, manevi babası saydığı Count Ernst von Eberstein'ın oğlu Freidrich Karl von Eberstein'la çok yakın dosttu. Ancak Karl von Eberstein ünlü bir homoseksüeldi. Ve Eberstein ile Heydrich arasındaki ilişki, sıradan bir dostluk değil, bir "aşk ilişkisi"ydi.

Nasyonal sosyalizmin şiddete olan içgüdüsel bağlılığı, Nazilerin cinsel yaşamlarındaki patolojik bozukluklarla parallellik arzetmektedir.

Ancak resmi tarihin Naziler hakkında anlattıkları bundan farklı bir tablo çizer. Naziler, bir homoseksüel güruhu olarak değil de, aksine koyu homoseksüel düşmanları olarak bilinirler. Çünkü bu kimliklerini gizlemek için geniş kapsamlı bir propagada programı uygulamışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder