29 Mart 2010 Pazartesi

HERZL'İN BULDUĞU "HARİKA YÖNTEM"


Yirminci yüzyıl başlarında bir Yahudi devleti kurmak isteyen siyonist önderlerin karşısındaki en önemli engel, Diaspora Yahudilerinin büyük bölümünün, Filistin topraklarına göç etmeye ikna edilememesi idi. Bu nedenle iyi bir "ikna" programı hazırlandı. "Siyonizmin Babası" Theodor Herzl çok iyi bilmekteydi ki, Yahudileri bulundukları ülkelerden kaçarak İsrail'e göç etmeye zorlamak için siyonizmin "Yahudi düşmanlığı" kavramına ihtiyacı vardı. Bu nedenle, ikna planı bu temel üzerine kurulmalıydı. Herzl bu planı şöyle dile getiriyordu: "Antisemitizm, bizim isteklerimize şahane bir yardımcı olacaktır." Greece, Turkey and Zionizm adlı kitapta bu düşünceler şöyle anlatılıyordu:


Herzl, "bütün antisemitler bizim en yakın dostlarımızdır" diyordu. Böylelikle göç kolaylaşacaktı. Herzl 9 Haziran 1895'te günlüğüne ise şöyle not düşüyordu: "Ülkesindeki Yahudilerin orayı terketmesi için, önce Çar'la görüşeceğim, sonra Alman Kayzeri'yle, sonra Avusturyalılarla sonra da Fas'taki Yahudiler için Fransızlarla".


Herzl'in Yahudileri göç ettirmek için yalnızca diplomatik temaslarla yetinmediği de bir başka gerçektir. Herzl'e göre Yahudiler ayrı bir din ve ayrı bir kültür yerine ayrı bir devlet meydana getirmek amacıyla, içinde bulundukları diğer uluslardan ayrılmalıdırlar. Bu amaca ulaşmak için Herzl konuştuğu herkese karşı, Yahudilerin teşkil ettikleri tehlikeyi anlatmak ve bir an önce çıkıp gitmeleri gerektiğini izah etmek için en aşırı kelimeleri kullanmaktan çekinmemiştir. Herzl Almanya Dışişleri Bakanı Von Blow ve II. Guillaume, Rus İçişleri Bakanı Plehve ve Çar II. Nicola ve en ileri Yahudi düşmanlarına karşı hep aynı dili kullanmıştır. 1903 Nisanında Yahudilere karşı en korkunç katliamlardan biri olan Kichinev Katliamı'nın sorumlusu Plehve bunların arasında en zalim olanıdır. Mayıs ayında Plehve'ye mektup yazan Herzl, siyonizmin ihtilali önleyici bir antidot olduğunu ileri sürüyordu. Plehve bu mektuba Ağustos ayında cevap vererek Herzl'den siyonist hareketin kendisini desteklediğine dair bir mektup istedi. Plehve bu mektubu aldı. Mektupta Yahudilerin göç etmesini sağlayacak bir siyonizm akımının destekleneceği vaat ediliyordu.


Herzl'in uygulamaya koyduğu bu plan, bu tarihten itibaren Yahudi liderlerin en sık kullandığı yöntem haline gelecekti. Böylece Herzl antisemitik hareketlerin en hararetli savunucusu olmuştu.
Herzl, 1895'te kitabını yayınlamadan önce onu eleştirenlerden biri yüzüne karşı şunları söylüyordu: "Yahudileri korkunç bir zarara soktunuz." Herzl, buna şöyle cevap vermekten çekinmiyordu: "Bütün Yahudi düşmanları içinde en büyük olmaya çalışıyorum... Yahudi düşmanları bizim en ileri dostlarımız olacaklar... Yahudi düşmanı ülkeler en yakın müttefiklerimiz arasına girecekler."
Fakat Theodor Herzl çok iyi bilmektedir ki, Yahudileri bulundukları ülkelerden kaçarak İsrail'e göç etmeye ikna etmek için, Siyasi Siyonizmin "Yahudi düşmanlığı" kavramına ihtiyacı vardır. Herzl'in bu fikrinin, Siyasi Siyonizm tarafından, bu günlere, kadar nasıl değişmez bir temel olarak korunduğunu ilerde göreceğiz...
Bu davranış Yahudileri içlerinde yaşadıkları halkın yabancısı olarak göstermek, böylece "Yahudi düşmanlığının" en çok ihtiyacı olduğu malzemeyi ona sunmak ve göçü hızlandırmak için işkence iddialarına kuvvet kazandırmaktır. Herzl'in Yahudi düşmanlığının kabarmasından korkmak bir yana, onu hareketlendirmek için giriştiği çabaların sırrı buradadır. Bununla birlikte Herzl'e yönelen uyarıların da ardı arkası kesilmemiştir. Avusturya Parlamentosu Başkanı, Baron Johann Von Cholemski Herzl'e şunları yazıyordu: "Eğer eğiliminizin ve propagandanızın emeli Yahudi düşmanlığını körüklemekse bunda başarılı olacaksınız. Tamamıyla inandım ki böyle bir propagandanın sonucunda Yahudi düşmanlığı çığ gibi büyüyecek ve siz ırkınızı bir katliama doğru sürükleyeceksiniz."


Siyonist önderlerin belirlediği bu plan hemen tüm dünyada uygulamaya konuldu. Böylece Yahudi halkı bu yapay antisemitik hareketler yardımıyla göçe ikna edilirken, Siyonistler de hem Filistin'de devlet kurmak için makul bir gerekçe hazırladılar, hem de yıllarca her fırsatta anlatılan soykırım ve benzeri masallarla diğer milletler karşısında kendilerini mazlum göstermeyi başardılar. Herzl ve benzeri siyonist liderler gerçekten de "ırklarını bir katliama" sürüklemişlerdi.
Yapay antisemitizmin en çarpıcı örneği kuşkusuz İsrail Devleti'nin kurulmasından hemen önce Almanya'da uygulanan "Soykırım" senaryosu oldu. Yahudiler tarafından iktidara getirilen Hitler'in yarattığı baskı ortamı, isteksiz Yahudilerin zorunlu olarak Filistin topraklarına göç etmelerini sağladı. O tarihlerde kurulması planlanan İsrail devletinin tek sorunu olan nüfus problemi de böylece halledilmiş oldu. Yıllarca kendilerini mazlum göstermek için kullandıkları soykırım masalını ortaya atanlar da bu dönemdeki ortamı kullanan Yahudi liderleriydi.


Siyonizmin kurucuları antisemitizmle çatışmayı istemiyorlar, tersine Yahudileri yaşadıkları ülkelerden ayırmak gibi ortak bir arzuyu paylaştıkları için antisemitleri müttefik olarak görüyorlardı. Adım adım, Yahudi nefreti ve antisemitizmin değerlerini özümserken, siyonist hareket antisemitleri destekçi ve koruyucu olarak görmeye başladı.


Nitekim soykırımda ülkeyi terk etmeyenlerin daha sonra siyonistler tarafından zorla ülkeyi terketmeye zorlanmaları da olayın içyüzünü gözler önüne seriyordu.
Almanya'da görevli Amerikan Askeri hükümet bürosu, Irgun'un Avrupa'daki Yahudiler arasından para fonu toplamak ve Filistin için orduya asker almak amacıyla pek çok acımasız taktik uyguladığını belirtiyordu. 1948 yılında Polonya'dan geldiklerini iddia eden pek çok Yahudi grubu gerçekte Irgun'un askere almak için yaptığı zorlamalardan dolayı, Amerikan hattından kaçanlardı. Duppel Toplama Merkezi'nde Irgun militanları, Filistin'de araplarla savaşmaya gönüllü olmayanların bir kısmını dövmüş, bir kısmını ise gitmeyi reddettikleri için ölümle tehdit etmişti. Bu arada Haganah'ın da Irgun'unkilere benzeyen şiddet dolu taktikler kullandığı rapor edilmeye başlandı.


Haganah'ın içinde bulunan seçkin ve yarı askeri (paramiliter) bir grubun, pek çok rapora göre, Yahudileri tehdit ettiği, onlara dövme ve korkutma hareketleri uyguladığı belirlendi. Bu çabaların hedefi tabii ki yaşlılar ya da sakatlar değildi. (İsrail'in ihtiyacı olan) 17 ve 35 yaşındaki sağlam vücutlu insanlar hedef olarak alınıyordu. Özellikle kamyon sürücüleri, telsiz operatörleri, tamirciler ve pilotlar seçiliyordu. Almanya'daki Askeri Hükümet Bürosu bu seçme işlemini 1948 ortalarında farketmesine rağmen uygulama Irgun tarafından aylarca evvel başlamıştı. Korkan pek çok Yahudi kamplardan kaçmaya başladı. Nazi terörünün Yahudi kurbanları ailelerini ve arkadaşlarını bu kez siyonist terörü yüzünden terkediyordu.


Avusturya'nın Yahudi asıllı Devlet Başkanı Kreisky Hitler'in "misyon"unu şöyle özetliyor:
İsrail Hitler'in politikasının sonucudur. Hitler olmasaydı Filistin'de bir avuç Yahudi hiçbir zaman devlet kuramayacak şekilde orada yaşayacaklardı. İsrail'i kuran Hitler'dir.


1948'de kurulan İsrail Devleti ise Vaadedilmiş Topraklar'ın bir bölümü üzerinde kurulduğunda Siyonistler, Yahudilerin henüz çok küçük bir bölümünü İsrail'e getirebilmeyi başarmışlardı. Bunlar da, burada nüfus çokluğunu oluşturan, genellikle orta halli veya fakir Yahudilerdi. Sonuçta İsrail Devleti kurulmuştu ve herşeyden çok teknik alanda yetişmiş Yahudilere ihtiyaç duyuluyordu.


Yahudilerin İsrail'e göçünü kolaylaştırmak için Knesset'te 5 Temmuz 1950'de "Dönüş Yasası" kabul edildi. İki yıl sonra her Yahudiye İsrail'e sürekli yerleşim için gelme ve bunun doğal sonucu olarak İsrail yurttaşlığını kazanma hakkı veren 1952 Yurttaşlık Yasası çıkartılarak, Yahudileri İsrail'e toplama işlemi yasallaştırıldı. Başbakan David Ben Gurion, hedeflerini 1949'da şöyle dile getiriyordu:


Bir Yahudi Devleti kurmak rüyamızı gerçekleştirmiş olmamıza karşın henüz işin başındayız. Yahudi halkının büyük bir kısmı hala dışarıda. Bugün İsrail'de yalnız 900.000 Yahudi var. Gelecekte bütün Yahudiler İsrail'de toplanmalıdırlar. Ana ve babaları çocuklarını buraya getirmeye çağırıyoruz. Yardım etmeyecek olurlarsa gençliği İsrail'e biz getireceğiz. Ancak umarım buna gerek kalmaz.


Siyonizmin bir numaralı ismi Theodor Herzl tarafından ortaya konan "zor kullanma metodu" göçe ikna etmede en etkili ve en yaygın kullanılan metot olmuştu. İsrail kurulduktan sonra da bu yöntemin uygulanmaya devam edilmesine karar verildi. Haham Klausner 1948'de Amerikan Yahudi Konferansı'na sunduğu ünlü raporda bu metodun bundan sonrada kullanılacağını şu sözleriyle dile getirmişti:


Yahudiler bir grup olarak Filistin'e gitmeye fazla istekli değillerdir. İnandım ki bu kişileri İsrail'e gitmeye razı edebilmek için zorlamak gerekir... Bu programı gerçekleştirebilmek için Yahudi toplumunun politikasını tersine çevirmesi lüzumludur. Göç edecek kimselere İsrail'de çok rahat bir hayat vaadetmek yerine onların buradaki yaşama şekillerini mümkün olan her çareye başvurarak zorlaştırmak gerekir. Daha ileri bir tarihte Yahudileri örselemek ve göçe razı etmek için İsrail ordusundan yararlanılabilir.


Fakat Yahudi halkı İsrail'e göç konusunda yine isteksiz davranınca, siyonistler klasik yöntemlerini uygulamaya geçtiler.
İsrail yöneticileri ve yabancı devletlerde bulanan ajanları hedeflerine ulaşmak amacıyla ihtiyaçları olan antisemitizm tehdidini canlı tutabilmek için gayret sarfediyorlardı. Doktor Israel Goldstein bu konuda şunları yazıyordu: "Daha ne bekliyor Amerikan Yahudileri? Onları zorla kapı dışarıya edecek bir Hitler mi? Diğer ülkelerin Yahudilerini göç etmeye zorlayan trajedilerin kendi başlarına gelmeyeceğini mi zannediyorlar?"


Bu programdan kastedilen rahatsız etme yöntemi de yine yapay antisemitizm hareketleriydi. Bu programların en yaygın olanı ise, Mossad ve özellikle bu iş için kurulmuş olan Aliyah Bet tarafından gerçekleştirilen, sinagoglara ve Yahudilerin topluca bulundukları yerlere saldırı düzenlemekti. Bu şekilde yaşadıkları ülkede tehlike içinde olduklarına inandırılan Yahudiler göçe ikna edilmek isteniyordu. Aliyah Bet, bu görev için özel olarak kurulmuştu. İsrail'in en güçlü servisi olarak kurulan Aliyah Bet binlerce Yahudinin Vaadedilmiş Topraklar'a dönmesini sağladı.


Theodor Herzl'le sistemli bir şekilde uygulamaya konulan yapay antisemitizm hareketleri hiç kesintiye uğramadan günümüzde de devam etmektedir. Bugün birçok ülkede Yahudilere yönelik sistemli hareketlerin altında yine Yahudi ajanlar ve Yahudi finansörler vardır. Yapay antisemitizmin temel hedeflerinin başında İsrail'deki Yahudi nüfusunu artırmak gelir. Bunun yanında, İsrail'in terör yoluyla genişleme politikasına, "misilleme yapma" bahanesine meşru bir zemin hazırlamak da önemli hedeflerden birisidir. Ve klasik mazlum Yahudi imajını vermek, siyonizmi eleştirme hakkını bu imaja sığınarak ortadan kaldırmak yolunda çalışmalar yapılır. Bugün yapay antisemitizm uygulanan ülkelere bir göz atınca bu program daha iyi anlaşılmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder