Türkiye'deki yapay antisemitizm uygulamalarının en önemlisi Varlık Vergisi Kanunu'dur.
1939'lu yıllarda başlayan antisemitik hareketler 1942'de basın tarafından daha da körüklenir hale geldi. Yahudi dönmesi A. Emin Yalman, Zekeriya Sertel, mason Hüseyin Cahit Yalçın, ardarda yazdıkları makalelerle Yahudiler aleyhine göstermelik ateşli bir kampanya başlattılar. Yazılarında etnik kökenlerine dikkat çekilerek, bunların haksız kazanç sağladıkları, piyasayı dolandırdıkları, halka ticaret imkanı sağlamadıkları konularına değinildi ve "piyasayı bu gibilerden temizleyin" imajı verildi.
19 Ocak 1943
Cumhuriyet | 23 Ocak 1943
Tan | 23 Ocak 1943
Cumhuriyet | 23 Ocak 1943
Cumhuriyet |
Varlık Vergisi'nin Türk Yahudi toplumu üzerindeki etkileri kalıcı olmuştur. En başta 1948'de İsrail'in kurulmasıyla özellikle orta sınıftan ve yoksul Yahudilerin Türkiye'yi hızla terketmesine yol açar. 1927'de 80 bin küsur olan Yahudi nüfusunun 30 bini, sadece 1948-1949 yılları arasında Türkiye'yi terkeder.
Zekeriya Sertel "Haksız Kazançlar Kanunu Niçin Çıkarılmıyor?", "Devlet Yeni Gelir Kaynaklarını Nerede Aramalı?" ve "Varlık Vergisi" adlı makaleleriyle, Ahmet Emin Yalman ise, "Yeni Vatandaşlık Ruhuna Hazırlık", "Ya Hep Ya Hiç", "Tüccardan Polis" vb. makaleleriyle azınlıklar aleyhinde, halkı kışkırtıp Varlık Vergisi'nin ana hatlarını çizdiler.
Ahmet Emin Yalman'ın Varlık Vergisi'nin oluşum ve uygulanış aşamalarını uygulandığı biçimiyle önerdiği ve daha önemlisi azınlıkların hedeflenmesi için bir an önce girişimde bulunulmasını istediği görülmektedir.
Dönme basının ana hatlarını oluşturduğu ve özellikle azınlıklara karşı uygulanmasını istediği Varlık Vergisi, 12 Kasım 1942'de Başbakan Şükrü Saraçoğlu tarafından kabul edilerek yürürlüğe konmuştur.
Bu program daha önce de siyonist önderlerin Filistin'de duydukları Yahudi ihtiyacını karşılamak için üyelerinin çoğunluğu Yahudi ve masonlardan oluşan ve toplantılarını mason localarında yapan İttihat ve Terakki tarafından da kullanılmıştı. Abdülhamit'in Filistin'e Yahudiler için uyguladığı göç yasağını kaldıran İttihat ve Terakki, İstanbul'daki Yahudi tüccarları yine aynı yöntemle göçe ikna etmişti. İttihat ve Terakki'nin ana hedeflerinden biri de ticaretin millileştirilmesiydi. Ticarete aracılık eden Rum, Ermeni ve Yahudilerin görünen rollerini Türk tüccarlara vermekti.
Yahudi kontrolündeki bu örgütün kullandığı metodla, Varlık Vergisi'nin gösterdiği bu benzerlik, şüphesiz oldukça ilgi çekicidir.
Basın ana amacını bir kez daha ortaya koymuş ve henüz kanun yürürlüğe girmeden böyle bir kanunun çıkacağını ve bu kanunun azınlıkları hedeflediğini vurgulayarak azınlıklar arasında gergin bir hava oluşturmuştur.
Varlık Vergisi kanunu çıktıktan sonra, henüz kanun metni yayınlanmadan önce Türkiye'de yaşayan azınlıklarda bir tedirginlik oluşmuştur. Kanunun kendilerine karşı olduğunu bilmektedirler. Kanunu kabul ve imza eden hükümetteki Yahudi ve masonlar şöyle sayılabilir:
Hasan Ali Yücel (mason)
Ali Fuat Cebesoy (mason)
Behçet Uz (mason)
Hakkı Ülkümen (Yahudi Dönmesi)
İzzet Akosman (Yahudi Dönmesi)
Fuat Sirmen (Yahudi Dönmesi)
VARLIK VERGİSİ'NİN ATEŞLİ SAVUNUCUSU:
YAHUDİ DÖNMESİ AHMET EMİN YALMAN Selanik'te bir yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlkokulu yahudi çocuklarının eğitim gördüğü "Selanik Alliance Israelite" de okudu.
1917'de halkı Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ayaklandırmaktan dolayı İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmıştır. Basın eğitimi için gittiği Avusturya'da ileri gelen yahudi gazeteci ve yazarlardan eğitim almış ve ilk masonik bağlantılarını da bu yıllarda kurmuştur.
İstanbul'a döndüğünde İkdam Gazetesi'nde yahudi dönmesi Cavit Bey, Adnan Adıvar ve aynı zamanda mason olan Hüseyin Cahit Yalçın'dan gazetecilik dersleri almaya devam etmiştir. Buradan ayrılınca Tanin gazetesine geçerek burada Yahudi Dönmesi Zekeriya Sertel'le çalıştı. 1923'te yine bir yahudi dönmesi olan Enis Tahsin Til ile Vatan gazetesini kurdu. Tüm yaşamı boyunca siyonistlerle çok yakın bir ilişki içinde bulunmuştur. "Mütareke yıllarında Doğu illerinin Ermenilere verilmesi fikrini savunmuş ve ülkenin Amerikan mandası altına verilmesi için mücadele etmiştir." (Mütareke Yıllarından Vesikalar, A. Emin Yalman'ın Mütareke Yıllarında Yazdıkları, 1945)
Varlık Vergisi'nin amacı ise Harp yıllarında azınlıklar tarafından elde edilen haksız kazançları engellemek ve bu kazançlarla elde edilen gelirlere el koymak olarak açıklandı. Her ilin en yüksek memurunun başkanlığında kurulan komisyonlarca belirlenen azınlıklar ve özellikle Yahudi Vergi Mükellefleri olağanüstü vergilere tabi tutuldular ve vergilerini ödemeyeceklerin çalışma kamplarına gönderileceği duyuruldu. Bu komisyonların uygulamaları tamamen keyfiyete dayanmaktaydı. Nitekim İstanbul Komisyonun Başkanı mason Lütfi Kırdar, buradaki azınlıklara olağanüstü vergiler koyarak onları göçe ikna etmeyi başarmıştı. Gayri müslimlere uygulanacak verginin oranını özel bir komisyon tespit edecekti. Bu komisyon özellikle Yahudi mükellefler için bütün olanaklarının çok ötesinde vergiler tespit ettiler.
Gerçekten de ödenmesi pek mümkün olmayan ve ödemek için sadece 15 gün mühlet verilen vergiler, istenilen hedefe çok kısa bir sürede ulaştı. Gerek vergilerin uygulanışı sırasında, gerekse uygulama kalktıktan sonra çok miktarda Yahudi ülkeden göç etti. Vergisini ödemeyenlerden bir kısmı da (çoğunluğu "işe yaramayan" yaşlı insanlar) korku ve panik yaratmak maksadıyla kamplara gönderildi. Nazi kamplarını hatırlatan bu kamplar istenilen korkuyu çok kısa sürede sağladı.
Varlık Vergisi'nin uygulanışı sırasında kesin sonuç almak maksadıyla oldukça ileri gidilmiş, hatta bir kısım siyonistler uygulanan bu vergileri az bile bulmuşlardır. Çünkü antisemitik hava ne kadar güçlü olursa, istenilen başarı o derece çabuk gerçekleşecekti.
Ferit Melen şöyle diyordu: "Dönme bir müfettiş arkadaşımız, Suat Başar, uygulanan vergi oranlarını doğru hatta az bile bulmuştur."
16 ay sonra uygulamadan kaldırılan Varlık Vergisi'nin, Kanun Kararnamesinde belirtilen devlete yeni bir gelir sağlamak, para arzını azaltmak, aşırı kazancı engellemek vb. hedefleri başarıya ulaşmamış ve çoğu vergi mükellefleri vergisini ödemeden uygulamaya son verilmiştir. Fakat Varlık Vergisi asıl amacına ulaşmış ve Yahudileri göçe "ikna" etmeyi başarmıştır. Varlık Vergisi genelde girişimcilerin özelde ise gayrimüslim girişimcilerin yatırım eğilimlerini olumsuz yönde etkilemiş, azınlıkların ülke dışına yatırım yapmasına ve göçüne yol açmıştır. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder