29 Mart 2010 Pazartesi

6. BÖLÜM


"ANTİSEMİT" TERÖR
Theodor Herzl: "Antisemitizm
(Yahudi aleyhtarlığı), bizim isteklerimize
şahane bir yardımcı olacaktır."
Theodor Herzl, The Jewish State, ss. 57-58


Antisemitizm... Yani Yahudi aleyhtarlığı, ya da düşmanlığı. Bu fanatik ve şoven ideoloji, neredeyse Yahudilerin içinde bulunduğu hemen her toplumda bazı kesimler tarafından savunulur ve kimi zaman da şiddet eylemlerine dönüştürülür. Yahudi olan herkesten nefret etmek, her Yahudiyi "şer cephesi" üyesi olarak damgalamak gibi mantık ve vicdan dışı bir düşüncedir antisemitizm. Siyonist düşüncenin, İsrail terörünün faturasını her Yahudiye yüklemek, insanları yalnızca Yahudi bir anneden doğduğu için suçlu saymak, bu ideolojinin içerdiği temel saplantılardır.


İşin ilginç olan yanı, bu ideolojinin kimler tarafından ortaya atıldığı ve kimlerin çıkarlarına hizmet ettiğidir. Olayın bu yönüne bakınca çok şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşabiliyoruz. Antisemitizm savunucularının bazıları, siyonist ideolojinin, bu düşünceyi savunan Yahudi örgütlerinin ya da İsrail'i -bu kitapta geniş olarak anlatılan- uygulamalarındaki yanlışları gören, bunları eleştiren fakat "aşırı" giderek bunu bir Yahudi düşmanlığına döndürenlerdir. Zamanla paranoya boyutlarına varan bu bakış açısı, fanatik ve dar düşünen kişilerin kapıldığı bir "aşırı uç" olarak ortaya çıkabilmektedir.


Ama burada asıl ilgileneceğimiz konu, antisemitizmin bilinmeyen tarafı, diğer adıyla "yapay antisemitizm". Siyonizmin "şahin"lerinin "antisemitizm bizim isteklerimize şahane bir yardımcı olacaktır" sözüyle ifade ettikleri, antisemitizmin, "siyonizmin yüksek çıkarları uğruna" ve genelde de Yahudi halkına rağmen, Yahudi liderler tarafından körüklendiği, ajite edildiği gerçeğidir. Kitabın "Faşizm" ve "Komünizm" bölümünde bilinen en ünlü "antisemit"lerin, Hitler, Mussolini, Franco gibi faşistlerin ya da Stalin gibi komünistlerin gerçek hikayelerine göz atmıştık. Bu bölümde de yapay antisemitleri incelemeye devam edeceğiz.


Siyonizm hakkında Milliyet yazarı Ali Sirmen'in yaptığı yorum, konuyu kısaca özetlemektedir: "Siyonizm bir tür antisemitizmdir, bu herkesçe bilinir."


Bu noktada akla gelen soru, Yahudi liderlerinin neden böyle bir uygulamaya gerek duydukları, antisemitizmin nasıl onlara "şahane bir yardımcı" olabildiğidir. Bunun Yahudi halkını İsrail'e göç ettirmek, mazlum edebiyatına destek bulabilmek gibi nedenlerini bu bölümde ele alacağız. Fakat bundan önce yapay antisemitizmin bir diğer önemli fonksiyonunu vurgulamakta yarar vardır. Bu fonksiyon kavram kargaşası yaratarak, siyonist düşünceyi ve bu düşüncenin uygulamalarını eleştirenleri "antisemit" damgası ile etkisiz hale getirmek, anti-siyonizm ve antisemitizm gibi birbirinden çok uzak iki kavramı aynı gibi göstermektir. Böylece siyonizmi eleştirmeyi "suç" olarak tanımlayabilmektir. Siyonizm Dosyası adlı kitabın yazarı Roger Garaudy, bu kavram kargaşası ile yaratılmış olan ortamı kitabının başında şöyle dile getirir:


"Dokunulmaz" bir meseleyi ele alıyoruz: Siyonizm ve İsrail Devleti. Bugün Fransa'da Katolik inancı eleştirilebilir. Marksizm konuşulabilir. Allahsızlık tartışılabilir. Milliyetçilik ele alınabilir. Sovyetler Birliği'nin rejimi yerden yere vurulabilir. Birleşik Amerika veya Güney Afrika'nın yönetim biçimleri suçlanabilir. Yahut anarşi veya monarşi taraflısı görünülebilir. Bütün bunları yaparken insan, normal bir tartışma veya çekişmenin ötesinde hiçbir rizikoya katlanmak zorunda değildir.
Ancak Siyonizm konusu ortaya çıktığında dünya bir anda değişmektedir. Bu çizgiden sonra düşünen insan, edebiyatı gerilerde bırakır, "suç ve ceza" alanına girer. Fransa'da 29 Temmuz 1881 tarihli bir yasa, bir insanı, bir etnik gruba, bir ırka veya belirli bir dine mensup olduğu için kötülemeyi yasaklamaktadır. Dolayısı ile İsrail devletinin politikasını veya siyasi siyonizmi konu edinen bir kişi, mahkeme kapılarında beklemeyi de göze almalıdır.


İsrail devletini temelden tenkit etme -dikkat edilirse temelden kelimesini kullandım, cinayet sayılabilecek şu veya bu, tek kalmış olaylar değil- yani siyasi siyonizm temeli üzerinde kurulmuş bir devletin iç mantığı incelemeye kalkışmak derhal "Nazilikle" suçlanmanın ve neticede ölümle tehdit edilmenin en emin yoludur. Bu araştırmanın yazarı böyle bir olayı bizzat yaşamıştır. Mahkeme takibine uğramış, "Nazilikle" suçlanmış ve ölüm tehdidi almıştır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder