29 Mart 2010 Pazartesi

"HOMOSEKSÜEL SOYKIRIMI" EFSANESİNİN İÇYÜZÜ


Naziler'in homoseksüelliği ile ilgili olarak önceki sayfalarda değindiğimiz bilgilerin yalnızca çok küçük bir kısmı resmi tarihte yer alırlar; Ernst Roehm ve SA ile ilgili olanlardır. Bunun nedeni, Nazilerin kendi homoseksüelliklerini gizlemek için çok yoğun bir anti-homoseksüel söylem kullanmaları, bir siyasi hesaplaşma olan "Roehm'ün tasviyesi" olayını ise anti-homoseksüel bir zemine oturtarak propaganda malzemesi haline getirmeleridir.

Roehm, SA'ların başına geçtiği günden itibaren giderek artan bir gücün sahibi olmuştu. Ancak parti içindeki önemli bir grup -ki bunların başında Himmler, Goering ve Heydrich geliyordu- Roehm'ün başına buyruk tavırlarından ve gücünden rahatsızdılar. Bunların Hitler üzerinde yaptıkları "lobi" etkili oldu. Hitler, Roehm'ün ve ordudaki bir grup subayın kendisine karşı bir komplo düzenlemekte olduklarına inandı. Sonuçta, Haziran 1934'deki bir hafta sonu, sonradan "Uzun Bıçaklar Gecesi" olarak anılacak olan büyük tasviye gerçekleştirildi. Bir kaç gün içinde başta Roehm ve diğer bazı SA liderleri olmak üzere yaklaşık 1.000 kişi öldürüldü.

Hitler, bu tasviyeyi "Nazi partisine sızan homoseksüel sapıkların tasviyesi" olarak yorumlayacaktı bir süre sonra. Çünkü SA'lar, homoseksüellikleri en "ayyuka çıkmış" kesimiydi Nazi örgütlenmesinin. Bu durum, onların tasviyesine meşru bir kılıf bulabilmek için son derece elverişliydi. Ancak bu kanlı tasviyenin homoseksüellikle ilgisi yoktu; olay tamamen politikti. Dahası, tasviyede homoseksüeller öldürülmüştü; ama onları öldürenlerin çoğu da yine homoseksüellerdi. Öte yandan, homoseksüel oldukları bilinen ama Hitler'e karşı komplonun içinde olmadıkları düşünülen pek çok SA lideri de tasviyeden kurtulmuştu.

Ancak ortada yine de önemli bir nokta vardır: Roehm tasviyesinin amacı politik de olsa, sonuçta Naziler anti-homoseksüel bir söyleme sahiptiler. Nitekim bir süre sonra bu söylemi eyleme dökecekler ve homoseksüelleri toplama kamplarına göndermeye başlayacaklardı.

Nazilerin kendi homoseksüellekleri ile çelişkili gözüken bu durumun açıklaması, The Pink Swastika'da gayet tutarlı bir biçimde yapılır. Önceki sayfalarda Almanya'daki homoseksüel hareketin gelişiminden söz ederken "efemine" homoseksüellerle "maskülen" homoseksüeller ("Femmes" ve "Butches") arasındaki keskin ayrımı vurgulamıştık. Nazilerin anti-homoseksüel söylem ve eylemleri, işte bu ayrımın bir sonucuydu gerçekte.

Maskülen homoseksüellik, kendi cinsel sapıklığını "erkeksi bir ırkın kurulması"nın temel dayanağı olarak görür ve yüceltirken, efemine homoseksüelliğe de ırkı "kadınsılaştırdığı" için son derece karşıydı. Naziler bu mantığı daha da radikalleştirdiler ve efemine homoseksüellerin toplumdan tecrit edilmesi -yani toplama kamplarına konması- gerektiğini savunmaya başladılar.

İktidara geldiklerinde ise eyleme geçmekte gecikmediler. Önceki sayfalarda değindiğimiz Seks Araştırma Enstitüsü ilk büyük hedefti. Efemine homoseksüelliğin Almanya'daki en önemli temsilcisi olan Magnus Hirschfeld tarafından kurulan ve tüm efemineler ("Femmes") tarafından merkez olarak kabul edilen enstitü, 6 Mayıs 1943 günü ani bir saldırıya uğradı ve yerle bir edildi. Bu hareket, Naziler tarafından "homoseksüellik virüsüne indirilen büyük darbe" olarak gösterilmişti halka. Oysa kast edilen virüs yalnızca efemine homoseksüellikti. Ancak bir taşla pek çok kuş vurulmuştu; Naziler hem bu istenmeyen tür homoseksüellere darbe indirmiş, hem de toplum gözünde homoseksüelliğe izin vermeyen "ahlaklı" insanlar görüntüsü elde etmişlerdi. (Bu görüntü bir yıl sonra gerçekleştirilecek olan Roehm tasviyesi ile pekiştirilecekti). Bunların yanında bir "kuş" daha vardı enstitü baskını ile vurulan: Naziler, kendi homoseksüellikleri ile ilgili bilgileri de ortadan kaldırmış oluyorlardı. Enstitünün Başkan Yardımcısı Ludwig L. Lenz, olayın bu yönünü daha sonra şöyle anlatıyor:

Enstitüde toplumun farklı kesimlerinden gelen insanların cinsel eğilimleri ile ilgili terapiler uygulanıyordu. Bunların arasında Nazi partisi üyelerinin sayısı ise oldukça kabarıktı. İşte enstitümüzün yeni rejim tarafından kurban olarak seçilmesinin en büyük nedeni buydu: Çok şey biliyorduk. Elimizdeki bilgileri açıklamamız tibbi prensiplere uygun olmazdı kuşkusuz, ama şunu söyleyebilirim.. 1933'te Almanya'nın kaderini ellerine alan insanların % 10'u bile cinsel yönden normal (heteroseksüel) değildiler. Bu insanların çoğu hakkında enstitümüzde kalın dosyalar vardı. Onlarla ilişkiye girdikten sonra fizyolojik ya da psikolojik sorunlar yaşayan ve terapiye gelen adamların anlattıkları hikayelerin kayıtları vardı... Hatırladıklarım arasında, Breslu'daki bir Nazi partisi lideri ile cinsel ilişkiye girdikten sonra anal kaslarında ciddi bir yırtılma yaşayan 13 yaşındaki bir erkek çocuğu ya da Berlin'deki çok üst düzey bir Naziyle girdiği ilişki yüzünden benzeri anal bölgesinde ilthaplanma (rectal gonorrhea) yaşayan genç bir erkeği sayabilirim... Nazi liderlerini ilgilendiren bu ve benzeri olaylar hakkında elimizde biriken materyal -toplam olarak kırk bin itiraf ya da biyografik mektup vardı elimizde- enstitünün Naziler tarafından yok edilmesinin en büyük nedeniydi.

Amerikalı tarihçiler Burleigh ve Wipperman'ın The Racial State: Germany 1933-1945 adlı kitaplarında yazdıklarına göre, enstitüyü basan Nazilerin ellerinde, özellikle arayıp bulmaları gereken materyalleri gösteren "listeler" vardı ve araştıra sonucunda iki kamyon dolusu kitap ve evrak götürmüşlerdi.Enstitüden çıkarılan -ve içlerinde Nazi liderlerinin homoseksüelliği ile ilgili pek çok dosyanın yer aldığı- bu belgeler, 10 Mayıs 1933 günü Nazilerin ünlü kitap yakma törenlerinin birinde topluca imha edildiler.

Bu olayın ve onu izleyen Roehm tasviyesinin ardından efemine homoseksüellere uygulanan baskı daha da şiddetlendi. İlk toplama kampı olan Dachau'ya götürülenler arasında, komünistlerin yanında bu istenmeyen tür homoseksüeller de vardı. Savaş yıllarında kurulacak olan Auschwitz, Treblinka, Sobibor, Majdanek gibi büyük toplama kamplarına da, Yahudiler, Çingeneler, Ruslar, komünistler, savaş esirleri gibi grupların yanında, kollarına pembe bantlar bağlanan efemine homoseksüeller vardı. Bu "homoseksüel soykırımı", hem Nazilerin kendi homoseksüelliklerinin gizlenmesi hem de Arı ırkın "maskülen" kimliğini bozdukları için gerçekten istenmeyen bu efeminelerin tasviye edilmesi açısından son derece yararlı bir taktik manevraydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder